İNCİ EVİNER
İNCİ EVİNER
19.9. - 28.10.2017

Beneath the Horizon by
INCI EVINER

Galeri Nev İstanbul is excited to announce the opening of its new venue in Karaköy with Inci Eviner’s inaugural exhibition Beneath the Horizon. The exhibition presents Eviner’s two recent video works for the first time in Istanbul, following their international reception in Aichi Triennial and Sharjah Biennial.

In her Istanbul Modern retrospective in 2016, Inci Eviner has added a new dimension to her practice by incorporating space in her multilayered works of drawing, video, and performance. As a new phase of this presentational form, Beneath the Horizon highlights a different constellation of Eviner’s creative process. With the design of this particular exhibition, the artist aims to reflect onto the exhibition space a series of artistic practices that continuously condition, affect and transform one another. She invites the spectator to perceive the show as much corporally as visually.

The architectural arrangement, which is designed by the artist through additions to the gallery space and named as in between area, articulates new relations between the different stages of her creation process such as the imaginary place in her videos and the drawing experience. At the same time, the in between area constitutes a subjective dystopian space for the spectator beneath the horizon fictionalized in the video. This semi-isolated area transforms the space itself into a metaphor as an underground shelter.

Inspired by similar resources but manifesting themselves differently, the two videos on display in the gallery space can be perceived together, separately or simply by the meeting of their voices, which offers a creative exhibition experience for the audience.

The first video Ordinary Condition, a three-channel work commissioned by Aichi Triennial in 2016, pulls spectators out of the safe flow of daily life and locks them into an endless, anxious continuity. The artist makes sensible a world in which trust strays from us more and more every day and disasters persist outside of our control, while the worst danger remains getting used to all this. Ordinary Condition reveals how violence, normalized by paralyzing consciousness, emerges out of a gap stuck between dream and reality, earth and underground. The broken glass pieces being swept away after a bomb explosion and the people having picnic at a park are actors who share the same temporality.

The other video in the show, Beuys Underground, has won the artist the 13th Sharjah Biennial Art Prize in 2016. The video originates from an eponymous drawing of Eviner dated 2011, and depicts a dystopia. The artist reconstructs the tension-filled contemporary political environment by projecting it to an unknown time and place. In the community she imagines, memory is erased as a consequence of the destruction of the other with cruelty and oppression. Looking for ways to cope with the disaster, people turn to hard work underground in order to create a new world for themselves by recreating all the notions, concepts and languages anew by taking point of departure in art history. They work on metaphors and symbols to restructure them. Their aim is to bring forth the necessary conditions for creating a society. This is why they try to mend the disconnection between the language and the object. In this endeavor, they fall prey to many traps. Thus they hope to benefit from the healing powers of Beuys, their most trusted figure in the history of art. Beuys tries to get into touch with the society imprisoned under the horizon.

In her multi-layered video work that combines drawings with video shots, Eviner tests the boundaries of imagination with the icons of art. The underground people attempt to overcome the tension between image and representation, between image and language. In order to visualize this, the artist creates a conflict zone with her drawings where life and art history confront each other. Our mind feels obligated to save itself from the underground space of oppression into which it is pushed, and to form a different resistance strategy to enhance the world and our experience of the world.

Among the situations that urgently need to be defined by these underground individuals are: justice, laughter, clouds, headscarf, family, woman, drum, soldier, nurse, death, sculpture, separation, jealousy, hearing, mosque, Atatürk Cultural Center, Persian vase, love, cypress tree, and so on. 

Ranging from drawings and video to performative and collaborative practices, Inci Eviner’s large body of work comprises multilayered pieces that originate from drawings. Eviner explores the politics of desire, space, subjectivity and its potentialities. She is aware, as an artist, that the traumas with which we live demand new ways of listening and witnessing.

Eviner’s work has been exhibited in solo and group worldwide. She has been invited to participate in numerous biennials including Istanbul, Venice, Taiwan, Thessaloniki, Shanghai, Busan, Aichi and Sharjah. Among the museums where her works have been exhibited are The Drawing Center, the Philadelphia Museum of Art, Thyssen-Bornemisza Art Contemporary, Musée Modern de la Ville, Paris, Massachusetts Museum of Contemporary Art, Palais des Beaux-Arts, Lille. In 2016, Eviner had her first retrospective show in Istanbul Modern, Istanbul, and the following year she was awarded the 13th Sharjah Biennial Art Prize.

 

Ufkun Altında
İNCİ EVİNER

Galeri Nev İstanbul Karaköy’deki yeni adresinde sezonu İnci Eviner’in kişisel sergisi ile açıyor. Sergide, Eviner’in uluslararası seyirciyle buluştuktan sonra, İstanbul’da ilk kez sergilenecek iki video çalışması yer alıyor.

İnci Eviner 2016’da İstanbul Modern’de gerçekleştirdiği retrospektif sergisinde desen, video ve performatif pratiklere kadar uzanan çok katmanlı çalışmalarına mekanı dahil ederek yapıtlarına yeni bir boyut kazandırmıştı. Galeri Nev İstanbul’da açılacak “Ufkun Altında“ isimli kişisel sergisi de bu anlayışın uzantısı olarak, Eviner’in desenle başlayan yaratım sürecini farklı aşamalarda gözler önüne seriyor. Sanatçı sergisini tasarlarken birbiri içinden çıkan ve birbirini sürekli etkileyerek dönüştüren bir dizi sanatsal pratiği mekana yansıtmayı amaçlıyor. İzleyiciyi görsel olduğu kadar bedensel olarak da sergiyi algılamaya davet ediyor.

Sanatçının galeri mekanına eklemeler yaparak yarattığı ve ara alan olarak adlandırdığı mimari düzenleme, videolarındaki hayali mekan ve çizim deneyimi gibi yaratım sürecinin farklı aşamaları arasında kurulan yeni ilişkilerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Aynı zamanda ara alan izleyiciye videolarda kurgulanan ufuk çizgisinin dışında öznel bir distopik alan yaratıyor. Bu yarı yalıtılmış mekan yer altında bir sığınak olarak mekanın kendisini de bir metafora dönüştürüyor. Aynı kaynaklardan ilham alan bu iki farklı videonun mekan içinde konumlanma biçimi çeşitli açılardan birlikte, bazen de tek başlarına, algılanması ya da yalnızca seslerde buluşması izleyiciyi yaratıcı bir sergi deneyimine sürüklüyor.

Vidolardan ilki Eviner’in 2016 Aichi Trienali daveti ile ürettiği “Olağan Şartlar” adlı üç kanallı video yerleştirmesi, izleyiciyi hayatın olağan akışının güvenli sularında dolaştırırken birden sonu gelmeyen korku dolu bir sürekliliğe kilitliyor. Sanatçı güven duygusunun neredeyse her gün biraz daha bizlerden uzaklaştığını hissettirerek olup biten felaketlerin irademizin dışında, kendi başına bir varlık gibi sürüp gittiğini ve daha da kötüsü buna alışma tehlikesini ifade ediyor. “Olağan Şartlar” sanki insan zihnini paralize ederek şiddetin nasıl olağan hale geldiğini rüya ile gerçek, yeryüzü ile yeraltı arasına sıkışmış bir aralıktan ortaya çıktığını gözler önüne seriyor. Patlayan bombanın ardından süpürülen cam kırıklarıyla, parkta piknik yapanlar aynı zaman diliminin failleri olarak yer alıyorlar.

Sergide yer alan diğer video eser ise bu sene sanatçıya 13. Sharjah Bienali ödülünü kazandıran videosu “Yeraltında Beuys”. Eviner’in 2011 yılında yaptığı aynı adlı desenden esinlenerek yarattığı video bir distopyadır. Bilinmeyen bir zaman ve mekan duygusunu günümüzdeki toplumsal ve bireysel yaşamın politik gerilim ortamına taşıyarak yeniden kurgulayan sanatçı, hayali bir toplumda, insanların baskı ve zulümle ötekinin yok edilmesi sonucu hafızalarının silinmesinden ve bunun sonucunda yaşadıkları felaketle başa çıkma biçimlerinden söz ediyor. Videoda izlediğimiz bireyler çareyi kendilerine yeni bir dünya yaratmak için ölesiye çalışmakta bulup, sanattan yola çıkarak yerin altında tüm nosyon, kavram ve dilleri yeniden icat etme çabasına girişiyorlar. Metafor ve simgelerin üzerinde çalışarak onları yeniden şekillendiriyorlar. Amaçları bir toplum yaratabilmek için gereken şartları oluşturmak. Bu yüzden dil ve nesne arasındaki kopukluğu onarmaya çalışıyorlar. Anlam dizgelerini yeniden kurgularken pek çok tuzağa düşüyorlar ve bu yüzden sanat tarihinde en fazla güvendikleri Beuys’un iyileştirici gücünden medet umuyorlar. Beuys ufuk çizgisinin altında hapsolan toplulukla ilişki kurmaya çalışıyor.

Eviner, çizimler ve video çekimlerinden oluşan çok katmanlı video yapıtında   hayal gücünün sınırlarını sanatın ikonlarıyla sınar. Bu yeraltı insanlarının çabası, imge ile temsil arasındaki gerilimi ve yine imge ile dil arasındaki sıkışmayı aşmak içindir. Sanatçı bunu yaparken hayatla sanat tarihini karşı karşıya getirdiği çatışma ortamını çizerek oluşturur. Zihnimiz, baskıyla sindirildiği ve yeraltına itildiği yerden kendini onarmak ve bu dünyaya, yaşadıklarımıza bir anlam vermek için yeni bir direniş taktiği geliştirmek zorunda kalır.

Bu yeraltı insanlarının acil olarak tanımlaması gereken durumlar arasında; Adalet, kahkaha, bulut, başörtüsü, aile, kadın, davul, asker, hemşire, ölüm, büst, ayrılık, kıskançlık, duymak, camii, Atatürk Kültür Merkezi, tıkırtı, Pers vazosu, aşk, selvi ağacı…vesaire öne çıkar.

İnci Eviner’in desenden videoya, performanstan kolektif çalışmalara uzanan geniş yapıt yelpazesi temel olarak desene dayanır ve çok katmanlı parçalardan oluşur. Arzu politikalarını, uzamı, öznelliği ve öznellik olanaklarını irdeleyen Eviner, bir sanatçı olarak, bize eşlik eden travmaların yeni tür bir dinleme ve tanıklık gerektirdiğinin farkındadır. Sanatçı, iktidarın kadın bedeni üzerindeki mevcut uygulamalarının izini sürer ve sürekli sahneye konulmakta olan sabit kimliğin ötesini araştırır.

Yapıtları dünyanın dört bir yanındaki kişisel sergiler ve grup sergilerinde yer almış olan Eviner İstanbul, Venedik, Tayvan, Selanik, Şangay, Busan, Aichi ve Şarca gibi pek çok bienale davet edildi. Sanatçının yapıtları The Drawing Center, Philadelphia Museum of Art, Thyssen-Bornemisza Art Contemporary, Massachusetts Museum of Contemporary Art, Musée Modern de la Ville, Paris, Palais des Beaux-Arts, Lille gibi müzelerde sergilendi. 2016 yılında İstanbul Modern’de ilk retrospektif sergisi düzenlenen Eviner, 2017 yılında 13. Sharjah Biennial Art Prize ödülüne layık görüldü.