We do not know this to be so
We do not know this to be so
11.05.-23.06.2018

We do not know this to be so
Curator: Pelin Uran

Galeri Nev Istanbul is excited to host a group exhibition curated by Pelin Uran as the final show of the season. The exhibition titled We do not know this to be so brings together mostly video works by five international artists whose works will be shown in Istanbul for the first time.

Departing from the multiple connotations of the concept of death, the show aims to question the significations of death. Instead of regarding death as a negative and an irrelevant notion, it champions the idea that accepts death as a catalyzer for life. Among all of the significations of death, the show focuses on the power of remembering and reminding death as a transformative power for human life. Combining works by artists who contemplate on death from different perspectives, the exhibition features time-based media, namely video and film, and highlights the close relationship of time and death.

Among some of the works that will be on display is a video work by The Propeller Group, a Vietnam-based artist collective. The Living Need Light, The Dead Need Music (2014), produced for 2015 New Orleans Biennial, narrates with powerful music the tale of Vietnam’s fantastic funerals, multicolored death rituals, and the death and rebirth of a transsexual youngster.

London-based artist, a recipient of The Film London Jarman Award 2017, Oreet Ashery is taking part in the exhibition with a single episode from her twelve-episode web video series titled Revisiting Genesis (2016). The ninth part of this surreal series Our Nurses focuses on the experiences and ideas palliative care nurses exchange as they work with terminal patients.

Another one of the works on display is by Joanna Rajkowska, an artist who divides her time between London and Nowogród and is widely known with her public works. Her The Peterborough Child (2012) tells the story of the failure to bring to life a symbolic infant grave designed to be built in a public space of the city and inspired by the oval tombs of the Bronze Age, alluding to the ancient roots of the city of Peterborough.

Through different works, the show creates a space to contemplate on several questions such as whether “death can be understood and accepted on a conscious level, or does no one believe in his own death? Is what we face in the death of a beloved our own death or the recognition of the fact that we are not yet dead?”.

The exhibition is accompanied by a brochure that includes a comprehensive essay on death written by the curator along with all of the works on display.

*

Böyle olacağını bilmediğimiz de bir o kadar kesin
Kürator: Pelin Uran

Galeri Nev İstanbul sezonun son sergisinde, küratörlüğünü Pelin Uran’ın üstlendiği Böyle olacağını bilmediğimiz de bir o kadar kesin adlı grup sergisini ağırlıyor. Çoğunluğunu video eserlerin oluşturduğu sergi, uluslararası beş sanatçının İstanbul’da ilk kez sergilenecek işlerini bir araya getiriyor.

Sergi, ölüm kavramının çoklu çağrışımlarından yola çıkarak, ölüm dediğimizde neden bahsettiğimizi sorguluyor. Ölümü olumsuz, üzerinde düşünülmesi gereksiz bir kavram olarak görmek yerine, yaşamın katalizörü olarak gören bir bakış açısından yola çıkıyor. Ölüm kavramının insanlar için ifade ettiği anlamlar içinden ölümü hatırlayıp, hatırlatmanın insan yaşamını dönüştürücü gücüne odaklanıyor. Farklı açılardan ölüm temasını düşünen sanatçıların işlerine yer veren sergide, ölümün zamanla olan yakın ilişkisi, zamana dayalı medium olan film ve video eserler üzerinden ele alınıyor.

Sergideki işlerin bazıları arasında çalışmalarını Vietnam’da sürdüren sanatçı kolektifi The Propeller Group’in 2015 New Orleans Bienali için ürettiği The Living Need Light, The Dead Need Music (2014) isimli videosu yer alıyor. Güçlü görselliği ve müziğiyle öne çıkan eserde Vietnam’ın fantastik cenaze törenleri, çok renkli ölüm ritüelleri ve müzikleri eşliğinde transseksüel bir gencin ölüm ve yeniden doğuş öyküsünü anlatıyor.

Video işleriyle 2017 The Film London Jarman Ödülü’ne layık görülen ve çalışmalarını İngiltere’de sürdüren Oreet Ashery’nin ise Revisiting Genesis (2016) adlı on iki bölümlük video serisinden, Bizim Hemşirelerimiz (Our Nurses) adlı bölüm sergileniyor. Sürreel kurgusuyla öne çıkan serinin bu bölümünde, palyatif bakım hemşirelerinin ölümcül hastalarla çalışırken yaşadıkları tecrübe ve düşünceleri birbirleriyle paylaşmasına tanık oluyoruz.

Sergilenecek işlerin bir başkası da, Londra ve Nowogród şehirlerinde yaşayan ve çoğunlukla kamusal alanda ürettiği işleriyle öne çıkan Joanna Rajkowska’ya ait. The Peterborough Child (2012) adlı video, kamusal alanda yer alması için planlanan, fakat izin alınamayan bir projeden yola çıkıyor. İngiltere’nin Peterborough şehrinin antik kökenine atıfta bulunarak bronz çağ mezarlarından esinlenen temsili bir bebek mezarının hayata geçirilememe hikâyesini anlatıyor.

Sergi farklı eserler eşliğinde “Ölüm bilinç düzeyinde kabul edilebilir mi, yoksa hiç kimse ölümüne ikna olmaz mı?”, “Sevilen bir kişinin ölümünde yüzleştiğimiz kendi ölümümüz müdür yoksa ölmemiş olduğumuz mu?” gibi sorular üzerinde düşünmek için alan yaratıyor.

Sergiye küratörün ölüm üzerine kaleme aldığı metni ve sergilenen tüm işlerin detaylı olarak anlatıldığı broşür eşlik ediyor.