RÜZGÂRLA BÜYÜYEN

23 January - 14 March 2026

Yapraklar da bulutlar gibi rüzgârı görünür kılıyor, yaprakların kıpırtısı,

bulutların hareketi olmasa boşluğun ürkütücü derinliğiyle yüz yüze kalırdık.*

 

Fulya Çetin’in kişisel sergisi Rüzgârla Büyüyen, 23 Ocak – 14 Mart 2026 tarihleri arasında Galeri Nev İstanbul’da gerçekleşiyor. Sergi, sanatçının kenti geride bırakarak Antalya, Olimpos’ta doğayla iç içe kurduğu yaşamın izlerini taşıyan üretimlerini bir araya getiriyor. Bitkiler, ağaçlar ve rüzgârla kurulan uzun soluklu ilişki, bu sergide hem fiziksel hem de duyusal bir karşılık buluyor. Sergi, Çetin’in bu sürece eşlik eden ve bir süredir üzerinde çalıştığı Ormanın Cadıları (2025) videosuyla birlikte iki aşamalı bir yapı içinde sunuluyor. İlk bölüm 21 Şubat’a kadar izlenebilirken, sanatçının videosu 24 Şubat – 14 Mart tarihleri arasında ikinci bölüm kapsamında gösterilecek.

 

Rastlantısallık, akışkanlık ve diyaloğa dayanan, düşünce ve malzeme açısından deneysellikten beslenen bir üretim anlayışına sahip olan Fulya Çetin, Olimpos’ta doğayla iç içe bir yaşam kurmasıyla birlikte ağaçlar, bitkiler ve burada deneyimlediği duygularla şekillenen işler üretir. Olimpos’ta geçirilen zaman, orman yürüyüşleri, mevsimlerin ve havanın değişkenliği, rüzgârın yönü ve yoğunluğu, başından beri feminist yaklaşımlar ve dişil yaşam pratikleriyle örülü olan üretiminde doğayı temsil eden imgelerden çok onunla birlikte var olma hâllerine odaklanan bir dili belirginleştirir. Çetin, doğayla kurduğu tahakküm etmeyen ve yönlendirmeyen ilişkiyi yalnızca ekolojik bir tutum olarak değil toplumsal hayat için alternatif bir var olma biçiminin hayali olarak düşünür. Bu bağlamda müdahale etmek ile geri çekilmek arasındaki hassas denge, üretiminin temel özelliklerinden biri olarak öne çıkar.

 

Olimpos’taki bahçesine diktiği ağaçların zamanla büyüyüp birbirine karışması ve ardından budanmasıyla başlayan süreç, karabiber, mimoza ve gülhatmi gibi bitkilerden ayrılan parçaların kâğıt üzerinde yeniden “ayağa kaldırılarak” iz bırakmasına dönüşür. Bu dönem, Çetin’in Den Art’ta 2023 yılında gerçekleştirdiği Ölüm Yokmuş sergisine evrilen düşünsel ve üretim sürecini de görünür kılar. Ölüm Yokmuş’un yok oluş yerine dönüşümü, kesilme yerine yeniden filizlenmeyi merkeze alan yaklaşımının, Rüzgârla Büyüyen sergisinin düşünsel ve biçimsel zeminini oluşturduğu söylenebilir. Bu karşılaşmalarda doğa, bir nesne ya da görsel bir kaynak olmaktan çıkar, zamansallığı, dönüşümü ve sürekliliğiyle birlikte düşünülen canlı bir varlık, bir atmosfer olarak belirir. Bitkisel formlar, Çetin’in üretim dilinde biçimsel unsurlardan öte birlikte yaşama, eşitlik ve adalet arayışının sessiz taşıyıcıları hâline gelir. Akışkanlık ve canlılık ise temsilden çok ilişkiye dayalı bir üretim biçimini mümkün kılar.

 

Galeri Nev İstanbul’daki sergisinde sanatçı, genellikle kâğıt üzerinde görmeye alışık olduğumuz bitki izlerini bu kez Bursa’da üretilen vegan ipek kumaşlar üzerine taşıyor. Doğadan topladığı bitkileri yüzeye aktaran bir üretim süreci izlerken, geleneksel ipek böcekçiliğine alternatif bir yolla elde edilen bu kumaşlar doğayla kurulan ilişkinin etik ve sürdürülebilir bir uzantısı olarak sergide yer alıyor. Ayrıca ipeğin yarı geçirgen ve tensel dokusu, rüzgârın görünmeyen hareketini yüzeye taşıyarak dalların salınımını ve büyüyen bir içsel orman hissini çağrıştırıyor. Burada dallar, tekil bir ağacın hareketinden ziyade birlikte var olmanın hafızasını taşırken, izleyici bakılan bir manzara yerine içinden geçilen bir mekânla karşılaşıyor.

 

Serginin ikinci bölümündeyse kadın bedeniyle ağacın gövdesi, rüzgârda salınan saç ile ağaçların uçuşan yaprakları, içsel ve dışsal ormanlar arasında bir temas alanı açıyor. Çekimleri Ekşidere Dağ Ilıcası’nda gerçekleştirilen, yapımcılığını maumau’nun üstlendiği video, rüzgârla birlikte devinen ama yerinde durmayı sürdüren bedenlerin yarattığı yoğun ve gizemli bir atmosferi odağına alıyor. Bu bedenler, varlıklarıyla mekânı ve kendi alanlarını koruyan, rüzgârla alışveriş hâlinde olan, ısrarla ayakta kalan bir dişil duruşu, çok sesliliği ve dayanışmayı hatırlatıyor.

 

Rüzgârla Büyüyen, doğayla yan yana durmayı, hembeden olmayı, izlemeyi ve birlikte düşünmeyi önerirken, sessiz ama güçlü bir karşılaşma alanı açmayı istiyor. Burada doğa, sanatçının pratiğinde hep olduğu gibi görsel bir kaynak olmanın ötesinde ölüm, dönüşüm ve sürekliliğin birlikte düşünüldüğü bir ortak alan olarak belirmeyi sürdürüyor.

 

*Latife Tekin, Ormanda Ölüm Yokmuş, İstanbul: Can Yayınları, 2019, s.21